ENVER's profileGiden gitmiştir sözümüz ...PhotosBlogListsMore Tools Help

  ASK NEDIR??

 
...Aşk eski bir hikayedir ama her zaman yepyeni...Ve aşk, öyle engin bir deryadır ki, ne kenarı
vardır, ne de ucu bucağı...
Sana desem ki;
‘Aşk kalbin
göklere yükseldiği altın merdivendir.‘ Bilmem yeterli olurmu?
Aşkın ilk soluğu, mantığında son soluğudur. Bitmeyen bir şarkıdır aşk...Dudaklarda türkü, ruhu açan baharın gelişi gibi...Nasıl, nereden gelir bilinmez, öyle sessiz ve güçlü...
İnsan kalbindeki gerçek aşk dört nala giden bir attır. Ne dizgin anlar,
ne ses dinler...
Aşk insanı kılıçsız zapteder ve ipsiz bağlar.
Aşkı anlatmak, suya mektup yazmaktan farksızdır.
Aşk işte, AŞK...

Aşk başlamadan güzel,
Kalplerde heyecan
Bakıslarda korku oldugu

zaman güzel...

 Birbirimize sezdirmemek için çırpınıs,

Baskaları görmesin diye çabalayıs,
Gözlerim gözlerinin yesiline değdiği zaman...
 Aşk başlamadan güzel....
                                                    
 
 

Seni birdenbire degil usul usul sevdim,

Uyandim bir sabah gibi degil,

Öyle degil nasil yürür özsu dag uclarinda ..

Ve gün isigi sislerde düser ovalara

Seni Sevdim....

Artik tek mümkünüm sensin.

 

   

!ASK!
KAÇMAKTAN ÇOK KOVALAMAYI ,
GÖRMEKTEN ÇOK ÖZLEMEYI,
GITMEKTEN ÇOK BEKLEMEYI,
DOKUNMAKTAN COK DÜSLEMEYI SEVER .
VE O KADAR HAIN KI!                          
NERDE IMKANSIZ ONU SEVER!!
 
Yanlizligin Recetesi,Hastaligin
ilacidir Sevgi,

Hüznun Düsmani, Mutlulugun Dostudur Sevgi.

Kardesligin basi Insanligin,

temelidir Sevgi.
Hayatin kaynagi, yasamanin ,
ispatidir Sevgi. 
Ve....Al CANISI Benden sana
Kucak dolusu sevgiii....
   

Blog


    February 05

    Deniz Gezmiş

    www.sevdaninrengi.tr.cx

    Tıklayın forma girin

         
     

     

    Deniz Gezmiş'in son mektubu...

    Baba, Mektup elinize geçmiş olduğu zaman, aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben, ne kadar üzülmeyin desem, yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat, bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar ve ölürler… Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde, fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben, erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki, benden önce giden arkadaşlarım, hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de etmeyeceğimden şüphen olmasın. Oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir. Bu yola bilerek girdi. Sonunda da bu olacağını biliyordu. Seninle düşüncelerimiz ayrı ama, beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil, (…) anlayacağını inanıyorum. Cenaze için, avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara´da 1969´da ölen arkadaşım Taylan Özgür´ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul´a götürmeye kalkma. Annemi teselli etmek sana düşüyor. Kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum. Bilimle uğraşsın ve unutmasın ki, bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir. Son anda, yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir seni, annemi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım… Oğlun Deniz Gezmiş 6 Mayıs 1972, Merkez Cezaevi

    Tek Yol Devrim

      

     

    .

      

     

     

     

       


    Aşklar mı dediniz?


    Sevmeden sevilmek, dokunulmadan dokunmak,
    yaralanmadan yaralamak, acı çekmeden acı çektirmek,
    zırhlarımızı, akıllarımızı, hesaplarımızı bunları elde etmek için mi kuşanıyoruz?
    Onun için mi deneyip duruyoruz insanları?
    Her sınamada onlar biraz daha fedakâr, biz biraz daha mı güçlü oluyoruz.
    Güçlü olmak isteğinin aslında nasıl bir korkaklık olduğunu fark edememek kaç aşka mal oluyordur insana.
    Acaba kendimizi en çok savunduğumuz sırada mı alıyoruz en büyük yaralarımızı, en büyük budalalıklarımızı en akıllıca davrandığımızda mı yapıyoruz acaba ?
    Rahatı ve güvenceyi en çok istediğimizde mi kaybediyoruz en büyük mutluluklarımızı, en çok korktuğumuzda mı acaba korktuğumuz başımıza geliyor?..
    Kendimizi bu kadar savunmasak, bu kadar akıllı olmasak, rahatın peşinde bu kadar koşmasak ve bu kadar çok korkmasak, yaralarımız, pişmanlıklarımız ve acılarımız daha mı az olurdu acaba ?
    "Tanrıyı ve insanları deneme," diyen Nietzche'ye aldanmayıp herşeyi ve herkesi bu kadar çok deneyden geçirdiğimiz için mi Tanrıyı ve insanları kaybediyoruz? İnsanları bu kadar çok denediğimiz, kendimizi kalkanlarımızın arkasına böylesine iyi gizlediğimiz, hiçbir acıya ve sıkıntıya razı olamadığımız için mi en çok istediklerimiz en uzağımıza düşüyor, mutluluk ele geçmez bir masal kuşuna dünüyor ?
    Schiller'in o muhteşem "Eldiven" şiirinde anlattığı hikâyeyi belki daha iyi okumalıydık, oradaki şövalyenin adım seslerini belki daha çok duymalıydık.
    Hep erken öleceğini düşünen, hayatı bu düşünce nedeniyle telaşla geçen ve düşündüğü gibi erken ölen Schiller'in söylediklerine biraz daha dikkat etmeliydik, kendi ölümünü bilen birçok şeyi bilebilir çünki.
    Arenada, bütün şövalyelerin aşık olduğu ve evlenmek istediği harikulade güzel prenses kral babasıyla birlikte oturuyor, çevreleri genç ve yakışıklı şövalyelerle dolu, hepsi bir küçük tebessüm için bekliyorlar.
    Borazanlar çalıyor ve aslanlar çıkıyor arenaya, kocaman yeleleri, gergin belleri, iri pençeleriyle kükreyerek dolaşıyorlar. Prenses zarif ellerini saklayan uzun eldivenlerden birini çıkartıp aslanların arasına atıyor.
    - Kim eldivenimi alıp bana getirirse onunla evleneceğim. Müthiş bir sessizlik oluyor, bir anda herkes susuyor.
    Bir şövalye diğerinden ayrılıyor, taş merdivenlerden ağır ağır inmeye başlıyor, parlak çizmelerinin çıkardığı adım sesleri tek tek duyuluyor.
    Arenaya giriyor, aslanlar hareketsiz ve şaşkın, bu cesur şövalyeye bakıyorlar, o hiçbirine aldırmadan eldiveni alıyor, gene adım sesleriyle taş merdivenleri çınlatarak çıkıyor.
    Eldiveni prensesin kucağına bıraktıktan sonra, kendisine hayranlıkla dönen prensese bir kez bile bakmadan yürüyüp gidiyor.
    Nietzsche "Tanrı ve insanları deneme" diyor.
    Schiller, eldiven şiirini yazıyor. Biz, herkesi her zaman deniyoruz, emin olmak, güvenmek istiyoruz, sevgisini ve bağlılığını her an kanıtlasın, hayatını ve herşeyini tehlikeye atsın ve bunu binlerce kez


    Burası Hiç Uğruna Uğraş Verilerek Düzenlenmiştir Sadece Kocaman Bir HİÇ

    Gokhan

    January 21

    İ..... Sensiz Asla

    Bir erkek neyi bekler ??
    GöKHaN_'s space

     


    Gerçek bir kadın bekler!
    annesinin beslediği gibi besleyebilen..
    GöKHaN_'s space 

     


    Evini temiz
    GöKHaN_'s space
     

     


    ve sıcak tutan
    GöKHaN_'s space  

     


    dır dır etmeyen
    GöKHaN_'s space 

     


    paranın kıymetini bilen.. 

    GöKHaN_'s space 

     


    bütün gün çalışıp
    GöKHaN_'s space 

     


    bütün gece dans edebilen
    GöKHaN_'s space 

     


    vee hayır demeyen
    GöKHaN_'s space  

     


    asla başı ağrımayan
    GöKHaN_'s space 

     


    ve her zaman tedbirli
    GöKHaN_'s space 

     


    yalnız kendisini sevecek

     


    ve şımartacak bir kadın
    GöKHaN_'s space 

     


    Bekler....

    GöKHaN_'s space  

     

    COK BEKLER GöKHaN_'s spaceGöKHaN_'s spaceGöKHaN_'s space

     

     

     

     

     

                

       
     

    ÖGRENDIM 

     

    Insanlara kendimi zorla sevdiremeyecegimi ögrendim
    Yapabilecegin tek sey sevebilecek biri olmak
    Gerisi onlara yani karşı tarafa kalmış....
    İnsanları ne kadar düşünürsen düşün
    Onların seni o kadar düşünmediğini öğrendim.
    Güven elde etmek için YILLARIN gerektiğini
    Ama yok etmek için SANİYELERİN bile yettiğini öğrendim.

    İnsanlar için olayların değil kendilerinin daha önemli oldugunu öğrendim
    Her ne kadar ince kesersen kes,
    Kestiğinin her zaman iki yüzü oldugunu öğrendim.
    Her ne kadar onu çok düşünsende
    Yinede gidebileceğini öğrendim
    Bir arkdşın ne kadar iyi olursa olsun seni üzeceğini
    Ve seninde yinede onu affetmen gerektiğini öğrendim
    Kalbinin ne kadar kırılmış olursa olsun
    Dünyanın senin acılarınla dolayı durmayacağını ögrendim
    İki kişinin tartışmasının,
    Birbirlerini sevmediği anlamına gelmediğini öğrendim
    Ve tartıştıkları zaman da birbirlerini sevdikleri anlamına gelmediğini öğrendim..
    Bazen iki kişinin tamamen aynı olan şeye baktıklarında bile
    Farklı şeyler görebildiklerini öğrendim
    Seni dogru dürüst tanımayan kişilerin,
    Hayatını birkaç saat içinde değiştirebileceklerini öğrendim
    Verebileceğin bir şey kalmadığında bile bir arkdş ağladığında
    Ona yardım edebilecek gücü bulabilecegini öğrendim
    Yazmanın konuşmak kadar duygusal gayret gerektiğini öğrendim

    En fazla önemsediğim kişilerin benden hep uzaklaştığını öğrendim
    İnsanları üzmeden ve duyarlı olarak kendi fikirlerini söylemeni
    Çok zor olduğunu ÖĞRENDİM
    ..

    g

     
         


    Sensiz Asla

    Gokhan

    January 15

    *

    January 13

    yeki dü cavreşemin

    EĞER BİR GÜN..

    Eğer bir gün kendini ağlayacak gibi hissedersen
    Ara beni
    Seni güldürebileceğime söz veremem
    Ama seninle ağlayabilirim


    Eğer bir gün korktuğun yağmurlar seni ıslatırsa
    Göz yaşların süzülürse yanaklarından
    Çağır beni
    Bil ki seninle ağlayabilirim

    Eğer bir gün aşk şarkısı kulağını tırmalarsa
    Nameler karışırsa birbirine
    Seslen bana
    Ben o şarkıyı sana söyleyebilirim

    Eğer bir gün yalnızlığa yenik düşersen
    Geceler uykunu bölerse
    Haber yolla
    Sana anılarımı getirebilirim..

    Eğer bir gün her şeyi bırakıp gitmeyi düşünürsen
    Beni aramaya korkma
    Seni durdurmaya söz veremem
    Ama seninle gelebilirim


    Eğer bir gün hiç kimseyi dinlemek istemiyorsan
    Beni ara
    Senin için orada olacağıma söz veririm
    Ve çok sessiz olacağıma da

    Eğer bir gün ölmeye karar verirsen
    Beni ara
    Sana sensiz olmanın ölüm olduğunu
    Anlatabilirim..

    Ama eğer bir gün beni arar
    Ve hiç cevap alamazsan
    Çabucak beni görmeye gel
    Belki de benim sana ihtiyacım vardır.


    Geç kalma olasılığını da hesaba kat
    Mutlu olabileceğimi düşün
    Elinde bir demet gül
    Gel mezarıma...


    ATAMIZDAN FOTO ALBÜM

     

     

     

     

     

     

     

     

      Rüzgarların sert esişini, 
      Kocaman kocaman ağaçların bile,
     

      Boyun eğişini Bilir misin? 
       Kocaman kocaman dalgalarla boğuşmayı
           Ve yine de sağ kalmayı,      
    Çakan yıldırımlardan korunurken
          Sevmeyi bilir misin? Peki... 
      Şu minicik yüreklerin birbirlerine 
      Ne tufanlar estirdiğini, 
      Dalga dalga çarpmalar yaptığını,
         Yakıp, kül eden ateşler attığını, 

    Bilir misin? 

        En büyük okyanusu bile, 

    Yüzerek Sana varmak isteyen 

    Bendeki, İçi dopdolu, 
    Şu minicik yüreği Bilir misin? 

    İster misin? 

              

                                                         

         SEVİYORUM.

       AMA KALBİM KANAYARAK

     

     

    Son Aşık
    Hasretinle geçiyorken bu gençlik çağım,   Ey sevdiğim, ben
    ümitsiz değilim gene   Ak düşünce saçların kumral rengine  
    Kollarında son aşıkın ben olacağım.   Ey basinda simdi sevda rüzgarları
    esen,   Böyle her gün yollarımdan geçsen de süzgün   Sen benimsin
    büsbütün terk olunduğun gün ...   O mukadder günü, bilmem,
    düşündün mü sen?   Ben bir beyaz saçlı asık, sen bir ihtiyar ...   O
    gun bana yanaşırken ey ilahi yar,   Esirgeme gözlerimden bir son
    buseni,   Kirpiğinden yavaş yavaş bir damla aksın,   Çünkü, ruhum,
    sen de o gün anlayacaksın   Ki hiç kimse benim kadar sevmemiş seni! 
       Faruk Nafiz Çamlıbel